Fethedilen film ''İstanbul’un Fethi’’

Faruk Aksoy'un 17 milyon dolarlık bütçeyle yaptığı film
olumlu ve olumsuz birçok eleştiriye maruz kaldı. Yüksek bütçeli diğer filmlere
bakılıp karşılaştırıldığında fazla göze batan hatalar görülebiliyor. Diğer
filmlerle karşılaştırıyoruz, beğenmiyoruz ve hala o filmlerin başarısına
yaklaşmadığını eleştiriyoruz. İşin ilginç tarafı, izlediğimiz filmlerden birçok sahne fark
ediyoruz . Troya, Yüzüklerin Efendisi, Cesur Yürek gibi
filmleri izlediyseniz demek istediğimi anlarsınız. Benzer sahneleri
bulacaksınız filmin içinde, şaşırmayın.
En çok gözüme çarpan ne kadar hata denilir bilinmez ama
ışıklar açıldıktan sonra Ulubatlı Hasan’ın Fatih’ten daha fazla aklımda
kaldığını söyleyebilirim. Oyunculuk açısında çok beğendim İbrahim Çelikkol’u
fakat Fatih Sultan Mehmet’in daha ön planda olmasını beklerdim, hoşuma giderdi
kaldı ki Ulubatlı Hasan’ın varlığı tartışılırken… Fatih Sultan Mehmet’e fazla
yer verilmemesi gibi Akşemseddin Hocaya da fazla yer verilmemişti. Peki ya
Fatih Sultan Mehmet daha görkemli olsa hoş olmaz mıydı? Ayasofya’ya giriş
sahnesi de tabii ki de…
Diyaloglar ve senaryo hakkında yazmak istediğim ise; savaşı
sanki Fatih Sultan Mehmet’in değil de Urban'ın kazanmış olması gibi
yansıtılmasıdır. Dönemin siyasi haritaları, çekişmelerini düşünmeksizin
Fatih’in aklının fikrinin Konstanipolis’i almak olduğunun çok fazla
vurgulanması gibi kurgular dikkatimi çekti. Ve de tarihi hataların dışında en
büyük eksik mehter marşı olmadan bir tarih filmi izlediğimizdir.
Bu kadar para harcanmış ama keşke, görsel efektlere, savaş sahnelerine verdiği emeği
senaryosuna, oyuncularına kurgusuna da vermiş olsaydı. Başka filmlerden benzer
sahnelerle değil de dolu dolu, özgün sahnelerle
yapılmış olsaydı bambaşka bir izlenim vereceğine eminim. Hem o zaman dış
basında da çok konuşulup hayranlık uyandırmaz mıydı?
Saçma bulduğum sahne: Tam savaş anında, o kadar kalabalığın
arasında Ulubatlı Hasan’ın sancağı dikerken aşkı Era’ya bakması.
Etkilendiğim sahneler: Göçük altında kalan lağımcıların,
Bizanslıların kılıçlarıyla can vermektense barutu ateşleyerek o anı gerçek bir
trajediye dönüştürmeleriydi. Şahi Topu’nun dökümü, çıkartılıp surların önüne
getirilmesi.
Komik bulduğum sahne: Ulubatlı Hasan’ın aşkı Urban ustanın
manevi kızı Era’nın Ulubatlı Hasan surlarda can verirken ona bakarak gebeyim
mesajı verircesine karnını okşaması.
Olumlu tarafından bakmak gerekirse; reklamını güzel yapıldı. Planladığı gişe başarısına iyi bir şekilde
ulaştığını söylemek çok yerinde olur.
Ve ilginç notlar:
Fatih’in otağı 4 ayda dikilmiş.
3 bin metreden fazla Elvin kumaşı kullanılmış.
40 manda, 40 deve ve 50 at arabası kullanılmış.


Yorumlar
Yorum Gönder