Uçurtma Avcısı

İki çocuk, etnik ırk, dostluk ve savaş... Çocukların ana karakter olduğu bir romanın içinde ''savaş, dostluk, öteki'' gibi kavramların olduğunu, okuduktan sonra ihanet, ötekileştirme, iç savaş, göç gibi kelimelerin kafanızda canlandığını düşünün. Uçurtma Avcısı anlatım olarak akıcı ve okudukça zevk alınan bir dille yazılmış muhteşem bir kitap. Hasan ve Emir...Kitap; Afganistan'ın Kabil başkentinde geçen iki çocuğun öyküsüdür. İkisi de çocuktur, onların dünyalarında her çocuk gibi her şey göründüğü gibidir fakat Hasan ve Emir  aynı evde büyüyorlar ve aynı sütanneyi paylaşıyorlar fakat küçük dünyalarında herkes onları ırklarından dolayı ötekileştiriyor. Hasan Hazaralar'a mensuptu; yani azınlıktı, çoğu kişi tarafından sevilmeyendi. Hasan ve babası Afganistan'da ki çoğunluğun içinde yer almamalarından dolayı hor görülüyordu.  

''Çocukları iyi yapmanın en iyi yolu onları sevindirmektir.'' demiş Oscar Wilde. Peki sevindirmenin yolu nedir? Tabi ki onların eğlence dünyasına girmek, onların gözünden bakmak hayata, onların umutlarına ve hayallerine karışmadan onlara hayatı öğretmek, onların hayal dünyalarını zenginleştirmektir. Hasan ve Emir kimsenin yardımı olmadan hayal dünyalarını uçurtma uçurarak zenginleştiriyorlar. Rusların Afganistan'a saldırmadan önce uçurtma şenlikleri düzenleniyormuş. Çocuklar düzenlenen yarışmalarda eğleniyorlarmış. O günlerden bir gün Emir Hasan'ın yardımıyla yarışmayı kazanıyor. Hasan yere düşen son uçurtmayı almak için peşinden giderken kötü çocukların gazabına uğruyor; Hasan'a tecavüz ediyorlar. Emir herkes gibi önceden hor gördüğü, kötü davrandığı Hasan'a yapılanları görüyor fakat korktuğu için sadece izlemekle kalıyor. Daha sonradan yaşadığı olaydan dolayı bu duruma üzülüyor ve vicdan azabı çekiyor. Emir, Hasan'ı ve babasını evden kovulması için iftira atıyor. Hasan ve babası kimseye bir şey demeden evden çıkıyorlar .
Afganistan işgal altındadır, Emir Ankara'ya gitmek zorunda kalıyor. Ankara'da aşık olup, bir Afgan kızıyla evleniyor . Hayatının ilerleyen zamanlarında, yaşamını yazarlık yaparak geçinmeye başlıyor. Emir'e bir telefon geliyor ve Afganistan'a gitmek zorunda kalıyor. Öğreniyor ki; çocukluk arkadaşı, dostu, uçurtmalarla hayallere daldığı Hasan  ve karısı Taliban tarafından öldürülmüştür. Arkadaşının çocuğu yetim kalmıştır ve Emir yardım etmek ister,  Afganistan'a gider. Ve sonu da hala hayallerinin peşinden giden, büyümemiş çocukların kendisine kalsın.
Benden bu kadar. Hasan ve Emir'in hikayesini alın ve okuyun.  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KONSANTRASYON

Güzel Terimler Sözlüğü

Geldim-Yaşadım-Gittim